Enuygun.com Sosyal Medya

Canımızın dış cephesi markalar!

Bu da nesi demeyin! Bir düşünün, markasız olmayan ne var hayatınızda, üstünüzde-başınızda? Başlıkta, karşı binanın bitmek bilmeyen dış cephe mantolama ve boya işlerinin de etkisi var 🙂
Eskiden daha kolaydı, marka paha demekti biz de şıp diye pahalı ve iyi bir mal, marka aldığımızı ayırdederdik. Hele önemli alımlarda, muhakkak pahalı olan iyi olan demekti.

Şimdi ise işimiz zor, her alanda her konuda markalaşma mevcut. Firmalar, şirketler bizimle markaları üzerinden iletişimde ve ortaya koydukları onca kriter içinde, kendini yalnızca pahalı ya da yalnızca ucuz olmakla konumlandıran marrka, bir elin parmakları kadar.

Bu durumda, tüketici olarak bizim öylesine karşılaştırma ve fiyat-performans odaklı yaşamamız gerekiyor ki, sormayın gitsin!
Ben ev geçindiren biri olarak bu yükten yorgunum. Bazen istiyorum ki, almakta olduğum bir ayakkabının üzerinde şöyle yazıversin, “evet çok albeniliyim ama her gün giyerim dağ tepe gezerim dersen bozuşuruz” ya da şu da olur “tamam ucuzum ama mezara kadar gideriz”. Ben de düşüneyim; çünkü zavallı şehir insanları olarak artık günün her saatinde belli biçimlere girmek, belli ihtiyaçlara cevap vermek zorundayız. Her iki konuşkan ayakkabı da bir ihtiyacı karşılayacaktır. Her türk genci de bu iki ayakkabının tek bir ayakkabıda optimize edilemeyeceğini hisseder.

Yine market alışverişlerinde beş kilo butun 3.00 lira olması beni ilgilendirmeli mi? Ben yalnızca iki kişilik bir aileyim, tavuğa özel bir düşkünlüğüm yok. Ziyan etmek üzere alacağım bu tavukların vicdan azabıyla yaşamak ya da daha azını aynı paraya almak, hangisi anlamlı? Markası, ihtiyaca yönelikliği; bence hepsi. Eğer toplu alımlarda indirimiyle tanınan bir markette iseniz buna şaşırmamalı ve uygun tercihi yapmalısınız.

Fiyat performans odak olmalı elbet, ancak markalar yukarıdaki kadar olmasa da bizimle konuşuyor. onları dinleyin. Evet biliyorum, pazarlama guruları mütemadiyen, her mecrada tüketiciyi dinlemenin önemini dile getiriyorlar ve haklılar. Artık dinlenmenin ötesinde markalar ve tüketici konuşuyor. Dertlerini anlatıyor. Bu nedenle, biz de markaları dinleyebiliriz. Ürünlerinin hikayelerini, faydalarını, tasarım aşamalarını, pratikliğini ve fiyatlandırma çalışmalarını görüp anlayabiliriz. Bizim kadar markalar da müşterilerini seçiyor ve yaşam gelişiyor.

Yanlış alım kararlarının başında istifçi zihniyet, yaratılmış suni ihtiyaç ve duyamamak geliyor. Siz siz olun, neden aldığınızı bilemediğiniz vicdan azabı tavuklarla ya da trekkingde giydiğiniz topuklularla nerede hata yaptım diye düşünürken, alışveriş sırasında kendinizi ve aldığınız ürünleri doğru duyup duyamadığınızı bir daha düşünün.